medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2012 Perşembe

Yetenek Sizsiniz: Futbol Paydaşları

Evet! "Yetenek Sizsiniz Futbol Paydaşları" bugün birbirinden rekabetçi ve ilginç yarışmacılarıyla karşınızda... İzleyeceklerinize inanamayacaksınız, yarışmamız başlıyor!!!

+İlk yarışmacımız geliyor... Eveeet, Lütfi bizlerle, bu akşam bize nasıl bir show hazırladın? -Ben vantrolog show yapacağım, insanların karnından konuşmak dediği şey... Yani dudaklarım kıpırdamayacak, sanki konuşmuyormuş gibi görüneceğim ama çok şey söyleyeceğim. +Wow çok enteresan olacak bu, merakla bekliyoruz. -Başlayayım mı? +Ahahaahaa gördün mü sorarken dudakları kıdardamadı, çok acayip! Devam et, devam et...
+İkinci yarışmacımız Sadri Başkan geliyor... Oooo alkışa bak, seyirci çok seviyor seni? -Sağolsunlar severler, ben de onları çok seviyorum. +Bu akşam biz ne hazırladın acaba? -Ben ilüzyon yapacağım. Biraz zor bir numara, şu elimde görmüş olduğunuz tenekeyi kupa haline getireceğim ama önce bunun için ruh çağıracağım. +Çok ilginç bir numara, haydi şaşırt bizi. -Başlıyorum... Evet dumanlarla birlikte ruh geliyor bakın...

+Üçüncü yarışmacımız Mehmet Aliii, hoşgeldin! -Merhaba, hoşbulduk +Bize hangi yeteneğini sergileyeceksin? -Ben bir dans showu hazırladım. 5 dakika içerisinde son derece kıvrak figürlerle danstan dansa geçeceğim. +Nasıl yani, tam anlamadım.. -Şöyle olacak, tango yaparken, salsaya, oradan çaçaya, derken hiphopa geçeceğim. Çok hızlı ve akıcı olacak, farketmeyeceksiniz bile. +Vaaay, merakla izliyoruz öyleyse... 
+En iddialı yarışmacılarımızdan Ünal Başkan bizlerle -Herkese merhaba, iyi akşamlar +Hoşgeldin, senin showların hep çok ilginç oluyor, yine şaşırtacak mısın bizleri? -Bugün ateşli bir gösteri hazırladım. Herkes yangının üfleyerek sönmeyeceğini zanneder ama ben yanımda getirdiğim meşaleleri üfleyerek söndereceğim. +İnanılmaaaaz!! -Evet ama lütfen bunu kimse evinde, federasyonunda denemesin yangın üfleyerek sönmez, sadece eğitimli kişiler yapabilir. +Seni izliyoruz...
+Bu gecenin son yarışmacısı sevgili Suat. Merhaba hoşgeldin? -ÖnceLİKLE herKESE iyi akŞAMLAR diliyorum. +Sana da iyi akşamlar, programın sonuna geliyoruz, az da vaktimiz kaldı.. -BuraDAN TÜRK MilLETini seLAMLIyoRUM, sayGILARIMI sevGİLERİMİ sunuyoRUM +Tamam istersen gösterine başla. -BuGÜN sizLERE, önCE! rahMETLİ Metin MİLLİ taklidi yapaCAĞIM, ardından yine rahMETLİ Hasan MutluCAN gibi türKÜ söyleyeceğim, en sonunda DA sizLERE tereTE spikeRİ takliDİ yapaCAĞIM. +Bekliyoruz...

12 Ocak 2012 Perşembe

Telekom Arena'da Tırnak Makasının Sahibi Fenerbahçeli Çıktı

Telekom Arena'daki Tırnak Makası bilmecesi çözüldü.

Celta Vigo'lu Clara yüzünden İspanya'ya 8 yıl ceza gelmişti !
Telekom Arena wellness ve masaj bölümü manikürcüsü olan Perihan Arzu (20) 'nun yere düşürdüğü tırnak makasını almak isteyen iki Adanalı seyircinin "önce ben alcam la " iddiasına girdikleri ve aralarındaki itiş kakış sırasında bir tanesinin makasın üstüne düşmesi sonucu bacağında çok hafif çizik olduğunu belirten GS Yönetimi "Perihan'ı uyardık,zaten kendisi Fenerbahçe taraftarı ama biz iki kulüp arasındaki iyi ilişkileri korumak için Fenerbahçe'den şikayetçi olmayacağız ancak durumu sorumluluk anlayışımız gereği  UEFA'ya haftalık görüşmemizde bildirdik.Uluslararası normlar neyi gerektiriyorsa öyle yapılacaktır.Bu olay bizim için kapandı" şeklinde konuştu.

Perihan hadisesinden sonra eli iyice güçlenen UEFA'nın CAS'daki davayı geri çekmesi için Fenerbahçe yönetimini bir kez daha uyardığı bildirildi.

31 Aralık 2011 Cumartesi

Futbol Paydaşları, Noel Baba'yı Yorumluyor

Ulueren: Hafta içinde elimize ulaşan Noel Baba'yla ilgili son derece çarpıcı, şok edici görüntüler var. Bunları birazdan yayınlayacağız. Ama önce isterseniz, Kutuplar'a uzanalım ve orada yaşanan tatsız olayları ekrana getirelim. Ardından, Baca Skandalı Dosyası'yla yine karşınızda olacağız.


Toroğlu: Şimdi "baba" deyince, ben İnci Baba'yı bilirim, Baba Hakkı'yı bilirim. Onların da geyikle meyikle işi olmaz arkadaş. Bizim kültürümüzde Noel Baba mı var? Yaa soruyorum size yaa? Noel Baba kim yaa? Noel Baba kim? Arkadaş, kandırmayacaksın çoluk çocuğu, bir hediye aldıysan çıkacaksın erkek gibi "ben aldım arkadaş" diyeceksin. Ben diyorum, YANİ!


Çakar: Şimdi beyler bakın! Noel Baba ya vardır, ki bence yok, ya da hayal ürünüdür. Anlatabiliyor muyum? Şimdi çıkıp biri "ben Noel Babayım" dese, çıksa dese... Ama çıkmıyor, çıkamaz beyler, ÇI-KA-MAZ! Bütün evler kombiye döndü, baca mı kaldı allahaşkına. Yapmayın bunu, ekrana çıkıp insanları kandırmayın. Noel Baba varsa, ben de kırmızı tanga giymeye hazırım. İddiam ortada, Noel Baba da adamsa yayına bağlanır.


Arıboğan: Biz Kutuplar'dan kimseyle resmi bir görüşme yapmadık, bunu özellikle belirtmek istiyorum. Noel Baba'nın iki cini İstanbul'u ziyaret ettikleri sırada kendilerini misafir ettik, çocukluktan tanışıyoruz. Noel Baba'nın varlığıyla ilgili gerekli açıklamayı Sayın Aydınlar yapacaktır. Sizden ricam, bu polemiklere son verip Türk futbolunun marka değerini elbirliğiyle nasıl yukarı taşırız, bunu konuşmamızdır. Hayır, evimde baca yok. Evet lütfen başka soru almayacağım.


Aydınlar: Noel, Aralık'ın 26'sına geliyor, yani yılbaşından 5 gün önce. Bu durumu ortadan kaldırmak için federasyon olarak bir fikstür ayarlaması yapacağız. 18 takımın temsilcisiyle görüşüp yeni yılı 1 hafta önceye almayı, geyik sayısını da 8'den 4'e indirmeyi planlıyoruz. Bu Noel'i kaçırdığımız için uygulama seneye başlayacak, şimdilik 6 geyikle devam etmesini ve Noel'i Kasım'a çekmeyi konuşuyoruz. Ama yeni yılı da Temmuz'a alabiliriz, kararımız henüz netlik kazanmadı. Temmuz'da kar yağmaz diyenler, global düşünemiyorlar, bugün Brezilya'da, Avustralya'da yazın yeni yıl kutlanıyor!! Yoo hayır, playoff kararımız geçerli, Mayıs ayı içerisinde cinler ve geyikler arasında bir playoff oynanacak. Noel Baba gelirse, kapımız açık, herkesin görüşünü dinleriz, ona göre karar alırız veya alamayız, ama dinleriz.


Küthayalı: Sen Noel Baba'yı ikon olarak toplumun önüne koyamazsın. Toplum neyi ikonlaştırmak isterse onu yapar. Ordunun durumu ortada, Aziz Yıldırım'ın durumu ortada, hala neyin peşindeler anlam veremiyorum ben yaa... Her sene her sene, yılın aynı döneminde, bazı güçler kırmızı beyaz giysili bir adamı piyasaya sürüyorlar. Biz de kırmızı beyaz renklerle verilen ulusalcı mesajı anlamıyoruz sanki. Ergenekon artık bu halkı kandıramaz, bitti o günler, bitttiiii... Noel Baba da Silivri'ye gidecek, göreceksiniz. Göreceksiniz yaawww!


Baransu: Müftünün çıkışı, Kültür Bakanı'nın yorumu, Diyanet'in soruşturma açması hepsi göstermelik. Emniyet'in elinde Noel Baba'yı en az 10-15 yıl içeride tutacak kadar delil var. Başta haneye tecavüz olmak üzere sayısız suç söz konusu. Bu dosyalar şu anda savcıda, yakın zamanda gözaltıları hepimiz göreceğiz. Çok şaşıracağınız isimler çağrılacak, isimleri bende var, açıklayamıyorum. Bunları Noel Baba'dan bir kere olsun hediye alamadığım için yaptığım Ergenekon medyasının yakıştırmasıdır, iftirasıdır. Herkes gerçekleri görecek. O zaman şöyle söyleyeyim, yarın Noel Baba'nın geyiklerinden Dancer, Prancer ve Rudolph, Beşiktaş Adliyesi'ne getirelecek, iddia ediyorum.


Aysal: Bizim ne Noel Baba'yla, ne Noel'i kutlamış Hristiyan alemiyle ne de yeni yılı kutlayan insanlarla bir problemimiz yok, olmayacaktır da. Biz sürecin daha sağlıklı yürümesi için Türkiye Bacacılar ve Çatıcılar Derneği ile görüş alışverişinde bulunuyoruz. Türk futbolunun çıkarları ve Gassarayımızın savunduğu evrensel değerler bakımından Noel Baba'nın çatılarda gezmesi yasaklanacaksa bu kararın da derhal alınması gerektiğini düşünüyoruz. Unutulmamalı ki, yangının üfleyerek sönmediği gibi Kutuplar da hohlayarak ısınmaz!


Demirören: Lütfen Noel Baba'yı bana sormayın artık. 16 Nisan 1989'da Baba Hakkı'yı kaybettik, biz o tarihte bir anma düzenleyeceğiz, Beşiktaşlılık duruşu da bunu gerektirir. Hayır, Noel Baba'yla görüşmedim. Yok öyle bir şey, 4 tane geyiği bizim kiralayacağımız doğru değil. Yabancı hakkımız dolu zaten, kamuoyunu yanlış yönlendirmeyelim. Teşekkürler arkadaşlar.

24 Aralık 2011 Cumartesi

Miting Sönük Geçti

Bir grup Fenerbahçe taraftarının şike'ye katılan kişilere destek vermek amacıyla Kadıköy'de yaptığı mitinge katılım çok azdı.300-400 kişinin katıldığı ,daha ziyade "aile arasında yapılan nişan" şeklindeki toplantıda  şike ve teşvik yönünde sloganlar atıldı. Tapelerden bölümler okundu. Emenike'nin menajerinin de mitinge katılması dikkat çekti.
Miting de tribünler gibi boştu
-Nasıl iyi olmuş mu abi ?
-Tamam,bir de Aziz Yıldırım'ın tutuklama görüntüsünü koyun tamamdır.

27 Eylül 2011 Salı

Liberal İdman Yurdu

Onbeş günde bir eve temizliğe gelen teyzenin kirli sepetinden çıkardığı kıyafetleri çamaşır makinesine tıkıştırma telaşıyla aynı şekilde, gözaltıyla içeri atılan her kişiyle birşeylerin temizlendiğine inanan liberal medyamızın sadece futbolun temizlenmesiyle ilgilenmediği ve futbola ilgisinin doruğa ulaştığı bir gündem hayal ettik...

Bu adamlar malum soruşturmanın sonucunda sadece adli işlerden değil, futboldan da anladıklarını iddia etmeye başlarlarsa başımıza neler gelir? Hangi "liberal futbol" fikirleriyle karşımıza çıkarlar? Birlikte bakalım...

Ceza Sahası Kalksın
Kalecilerin topu elle tutabilme hakkının kesin çizgilerle kısıtlanması en basit ifadeyle bireysel özgürlüklerin kısıtlanması olup, son derece sakıncalıdır. Ceza sahası çizgileri kaldırılmalı, kalecinin kalesinden fazla uzaklaşıp uzaklaşmadığı özgür ve demokratik hakemlerin inisiyatifinde olmalıdır. Ceza sahasının kalması konusunda ısrarcı olunuyorsa, reform yapılmalı ve en azından köşeleri yumuşatılarak oval hale getirilmelidir.

Top Sayısı Serbest Bırakılmalı
Oyunun tek topla oynanması, serbest piyasa şartlarına aykırı bir uygulama olup, saha içerisinde tekelci anlayışın semirmesine sebep olmaktadır. Takımlar ekonomik güçlerine orantılı olarak sahaya diledikleri kadar topla çıkabilmelidir. Futbolun ürünü goldür, top da üretim aracıdır. Üretim araçları üzerinde merkezi otorite kurmak Sovyetler Birliği'yle birlikte tarihe karışmıştır. Modern toplumlar, bir takımın aynı anda hem sağdan hem soldan atak geliştirebildiği, bu esnada ortadan da şut hatta şutlar attığı günleri hayal ediyorlar. Sadece 1 topla bunları yapamazsınız.

Neden 11 Kişi?
Siz hiç rakip marketler aynı sayıda kasiyer, kasap çalıştırsın veya rakip bankaların aynı sayıda şubesi olsun, her şubede de aynı sayıda memuru olsun diye bir kural duydunuz mu? Sahadaki takımların 11 kişiyle sınırlandırılması rekabet içinmiş gibi gösterilen ama rekabetin önündeki en önemli engeldir. Takımlar, maaşlarını ödeyebildikleri ve karlılık hedefini tutturabildikleri oranda istedikleri büyüklükte bir kadroyu sahaya sürebilmelidir. Sahaya daha az kaliteli ama daha çok futbolcuyla mı çıkmak iyidir, yoksa daha kaliteki ama daha az sayıda futbolcu mu başarıyı getirir, bu karar takımın stratejik inisiyatifine bırakılmalıdır.

Forma, Üniforma Devri Bitti
Zaten futbol takımlarının gelir arttırmak amacıyla turkuaz, turuncu, pempe, mor, gri, anrasit vb. formalar ürettirdiği ve giydiği bir dönemdeyiz. Futbolseverleri 3-4 model ve 2-3 renk kombinasyonu içine hapsetmenin mantığını anlayabilmiş değiliz. Komünist rejimlerin tekdüzeliğinden kurtulmanın zamanı çoktan gelmiştir. Paris modasının, Milano esintilerinin yeşil sahalara egemen olduğu, her futbolcunun özgün tarzını ortaya koyabildiği, diğer bir takım arkadaşıyla aynı giyinmeyeceği cıvıltılı bir dönemin özlemi içindeyiz.

Sarı ve Kırmızı Kart Yetmez, Ara Tonlar İstiyoruz
Herşey siyah veya beyaz, 1 veya 0, evet veya hayır değildir; yaşamda griler, 0.5'ler, belkiler vardır. Futbol kadar zengin bir oyundaki kuraldışı hareketleri şunlar sarı kartlık, bunlar da kırmızı kartlık diye kesin çizgilerle ikiye bölmek düpedüz çağdışılıktır. Hakemin sarı kart vermeyeceği ama uyarmak istediği hareketler için "bej kart", kırmızı verilemeyecek ama ciddi hareketler için "turanj kar", kırmızının bile yetmediği birkaç maç ceza gerektirebilecek hareketler için "bordo kart" uygulaması derhal başlatılmalıdır.

Fikstür Saçmalığına Son!
Kimin kimle rekabet edeceğinin merkezi bir otorite tarafından belirlendiği bir düzen ne Marx'ın ne de Lenin'in aklına gelmiştir. Ama ne gariptir ki futbol federasyonları dünyanın her yerinde bu batağın içinde debelenmektedir. Takımlar o hafta kiminle oynayacağı konusunda serbest bırakılmalıdır. Puan kazanma ihtimali varken hiçbir takım o haftayı boş geçmek istemeyecektir. Dolayısıyla her hafta her takımın maç yapması doğal süreç içerisinde garantilenmiştir. Ayrıca, rekabet edemeyeceğini bildiği için büyük takımlarla maç yapmak istemeyecek küçük takımlar nedeniyle büyük takımlar birbirileriyle oynamak zorunda kalacaklar ve taraftarlar, her sezon birkaç derbi seyretmek yerine onlarca derbi seyredecekleri sezonlar yaşayacaktır.

YETER! FUTBOLU ÖZGÜR BIRAKIN!

15 Eylül 2011 Perşembe

Spor Programına Doğru İsim Seçmek

UYARI! Bu bilimsel yazıyı lütfen bilimsel ciddiyette okuyunuz.

Deli Kanarya'nın ortaya koyduğu bu araştırma raporu sayesinde televizyon kanalları yeni sezonda program ismi bulmakta güçlük çekmeyecekler ve seyircilerin muazzam ilgisini çekecek yayınlara imza atacaklar. Önerilerimiz ücretsizdir, telif hakkı istemiyoruz.

Televizyonlarımızdaki spor programlarının isimlerini (bilimsel olarak) incelediğimizde, bu isimleri şu şekilde gruplayabiliriz:

1- İsmini lokasyondan alan TV programları:

Bu tipteki spor programları genelde o sporla ilişkili yer isimleriyle ekrana gelirler. Buna verebileceğimiz en güzel örnekler, KALE ARKASI, MARATON, STADYUM, BİZİM STADYUM, 6 PAS vb. programlardır. Bu isimlerin temel amacı, seyirciyi olayın içine çekmek sanki oradaymışçasına heyecanlandırmak, izleyicileri rahat koltuklarından kaldırıp sahadaki atmosfere taşımaktır. Bu amaca yönelik bizim program ismi önerilerimiz de şunlardır:

CEZA SAHASI YAYI
ÇIKIŞ TÜNELİ
KÖŞE GÖNDERİ
SOYUNMA ODASI
ŞEREF TRİBÜNÜ
ORTA SAHANIN RAKİP ALANDA KALAN DİLİMİ
CEZA SAHASININ YAN ÇİZGİSİYLE TAÇ ÇİZGİSİ ARASINDA KALAN ALAN
BOYALI ALAN (Basketbol programı)
ÜÇLÜK ÇİZGİSİ (Basketbol programı)

2- İsmini spektaküler hareketlerden alan TV programları:

Bu tipteki spor programları o sporla ilgili sevinilen anları veya sevilen hareketleri isimlerine taşırlar. Bunlara verebileceğimiz örnekler: TELEGOL, TELEVOLE, VERKAÇ, TAM SAHA, SMAÇ, HAVA ATIŞI vb. programlardır. Bu isimlerin temel amacı, seyircilerin programda da bolca gol veya smaç göreceği hissini vermek ve seyircide beklenti yaratmaktır. Bu amaca yönelik isim önerileri şunlardır:

UÇAN KAFA
MUZ ORTA
BACAK ARASI
AL DA AT DERCESİNE
SAĞINDAN ATIP SOLUNDAN GEÇENLER
KALECENİN UZANAMAYACAĞI YERE GÖNDERENLER
DELİKSİZ (Basketbol programı)
B.Ş.B.- BLOK ŞAPKA BEYİN (Basketbol programı)
ARKA ORTADAN HÜCUM (Voleybol programı)


3- İsmiyle maç sonrasını çağrıştıran TV programları:
MAÇIN ARDINDAN gibi klasik örneklerine de rastladığımız bu türün en güzel örnekleri: 3.DEVRE, 91.DAKİKA, 5.PERİYOT vb. programlardır. Bu isimlerin temel amacı, seyirciyi maçın bitmediğine inandırmak ve sanki maç devam ediyormuş gibi seyircileri bitmek bilmez tartışmaların içine sürüklemektir. Bu kapsamdaki program önerilerimiz de şunlardır:

UZATMALAR
90+5
HAKEM SAATİNİ DURDURUYOR
SON DÜDÜK ÇALMADI
6.SET (Voleybol programı)


4- İsmiyle içeriği birebir örtüştüren TV programları:
Seyirciye en dürüst yaklaşımı sergileyen spor programı türü bu tip programlardır. Dolaylı bir anlatım olmadan veya mecazi kelimeler seçilmeden program içeriği neyse program ismi de buna göre seçilmektedir. Örneğin, %100 FUTBOL, TRANSFER BORSASI, DEREAĞZI GÜNLÜĞÜ, MAÇ TOPLANTISI, NBA STÜDYO, vb. Televizyonlarımızdaki diğer bazı programlara bu tipte bir isimlendirme yapmak istersek önerilerimiz şunlar olabilir:

SABAH EZANINA KADAR
SONSUZ GEYİK
POLEMİĞE GEL
TARTIŞ BABAM TARTIŞ
KISA LAFIN UZUNU
FLAŞ! BOMBA! FLAŞ!
YAVAŞ OYNAT, AL GERİ
İDAM MANGASI


5- İsmiyle güzel temennilerde bulunan TV programları:
Cici cici, mutlu mutlu insanların Şirinler'in kasabasını andıran bir coşku içinde sporun güzelliklerini birbiriyle paylaştığı sıcak mı sıcak ortamını ismine taşıyan programlardır. Keşke herkeşler böyle olsa dedirten bu program isimlerine örnekler, YENİLSEN DE YENSEN DE, SPOR AŞKI, NOTA BENE, vb. programlarıdır. Temenni niteliğindeki program isimlerine önerilerimiz şunlardır:

YAPMA BUNU YAPMA BUNU
ÖPÜŞÜN BARIŞIN
KAPATALIM BU BAHSİ
YA SEV YA TERKET


Görüldüğü üzere televizyon seyircisine etkin biçimde ulaşacak bir spor programına isim vermek çok ciddi bir iştir. Bu yazıyla spor medyamızın yolunu aydınlatmış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Saygılarımızla...

Mizah Yapmak İçin Klavyeli Teşekkül

Soruyorsunuz, Kanarya'yı kim delirtti, neden delirdi? Sağolsun medyamız her gün aklımızı yerinden oynatmak için bir vesile yaratıyor. Zorla mizah yapmak için klavyeli teşekkül J kurdurtacaklar. Gel de delirme!

Saygın gazete, lider gazete Hürriyet çok özenli bir haber yapmış: Sayın Mehmet Ağar'a 5 yıl hapis cezası verilmiş.

(Deli Kanarya'nın Hürriyet'le bir alıp veremediği yok. Amaaa, sürekli abuk haberlerle çıkıyorlar karşımıza ve bir de Hürriyet bile bunu yapıyorsa gerisini siz düşünün durumu var.)

Evet Hürriyet'in haberi:
Konu Fenerbahçe olunca spekülatif olmayacağı için "Temiz Kramponlar" ismini benimsemeyen, "Şike Soruşturması" demek varken başka bir isim bulma çabası içine de girmeyen kaliteli türk medyası, belki de ülkemiz tarihinin en karanlık ve karmaşık ilişkilerini içinde barındıran davaya yıllarca "Susurluk Davası"ndan daha güzel bir isim bulamadı. Sanırsınız ki dava, senin ayranın mı daha çok köpürüyor, benim tostumun peyniri mi daha çok uzuyor diye mahkemeye gitmiş bir "Susurluk Davası".

Bugün de görüyoruz ki türk medyası aynı özeni koruyor ve haberin içeriğinde iki defa "cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak" suçundan nazikçe bahsediyor. Halbuki aynı medya konu Aziz Yıldırım olduğunda "şike yapmak amacıyla silahlı örgüt kurmak ve bu örgüte liderlik etmek" diyebiliyor.

Doğru! Tutuklu yargılananla tutuksuz yargılanan bir olur mu? Medya da haklı. Çekiniyorlar besbelli...

Sadece medya mı? Kim bilir daha önceleri de kimler kimler çekinmişlerdir? İnsanın aklına aşağıdaki fotoğraf geliveriyor hemen. Türk futbolunun bembeyaz sayfalı camiasından mutluluk tablosu:

Bakın şu tesadüfe bu haber de Hürriyet Özel logolu.
Bembeyaz, pırıl pırıl camianın, en büyük esprisi "şikebahçe, ahaahaa" olan taraftaları bir sabah televizyonu açtıklarında bir restoranda kaydedilmiş şu ortam dinlemesinin dökümüyle güne başlayacaklar:

MA - Hocam, sana diklenen hakemin kulağını çektik.
FT - İyi olmuş, yoksa ben dalacaktım, Adanalıyız biz!
HU - Yavv hakemlerimle uğraşmayın, ben hallediyorum onları.
MA - Terbiyesizlik yapmayacak.
FT - Aynen!
HU - Siparişi verelim mi?
FT - Suşi isterim ben. Yılan balıklı olsun olmuşken.
MA - Evladım viskileri tazele bizim. Suşi bana da uyar.
HU - Hocam sen risotto istemez misin?
FT - Valla ekmek bile banarım, haaahhaaahaaa
MA - Sendeki bu italyan yemeği sevdası da, hayırdır bizi bırakıp İtalya'ya mı gideceksin?
HU - Olur mu olur! İmparatoreeeeee, haaahhaahaaaaaa
MA - Milan'ın başına geçermiş, haahahaa
FT - Ne eksiğim var yaw! Geçerim tabi.
HU - Milli takımı bırakmıycan ama. Barmek'i ağlatma hocam!
FT - İstakoz da söyleyelim.
HU - Kıskaçlarını sevmiyorum ben o hayvanın. Karadenizliyim ama denizden çıkan herşeyi de yiyemem be.
MA - Kıskaç deyince! Hocam seni televizyon sıkıştıran şerefisizi esas biz bi güzel sıkıştırdık. Bu hafta izle bak, hocam da hocam diye nasıl yağlayacak seni. Yalayıp yutacak adi köpek!
FT - Benim kimsenin yağına, yalakalığına ihtiyacım yok. O seviyeye inemem.
HU - Yürü be hoca, haahhaaa. Karpaçyo söylüyorum ortaya, suşiyle götürürüz.
MA - Başkan, bak sen de götürmek deyince! Bazı adamlar var, hoş tutulmalı, mühim adamlar bunlar. Deplasmana falan çıkar bunları. Giydir ay yıldızlı formayı, ver ellerine türk bayrağını sallasınlar tribünde.
FT - Oğlum benim viskime buz ekle biraz.
MA - Bana da buz getir. Suşiyle birlikte rakıları da getir artık.
HU - Azerbaycan maçına götürür, krallar gibi ağırlarız icabında. Oradaki seyahat acentasına yüklü miktarda para vermemiz gerekiyor, çok yüklü miktarda. O yüzden bol harcama iyi olur. Sen anladın onu, haahhaahaaaa.
FT - Rakiplerle iş çevirmek çok riskli, becerebiliyorsan hakemi ayarlıycan.
HU - Çevirdiğiniz numaraları bana anlatma şimdi, başkanım ulan ben.
MA - Keşke bizim işlerde de böyle saattir, çantadır çözülse olaylar. Kelle koltukta gidiyoruz vatan için.
FT - Valla hakkınız ödenmez.
MA - Öyle deme hoca, bu milleti şaha kaldırdınız esas sizin hakkınız ödenmez.
HU - Ben şarap da açtırıyorum, risotto ile.. Ortak öderiz.
FT - Yo yooo valla ödenmez.
MA - Sizinki ödenmez.
HU - Yok yaw ortak öderiz...

14 Eylül 2011 Çarşamba

TFF'den Röportaj ve Basın Toplantısı Yasakları

Türkiye Futbol Federasyonu'nun türk futbolunun marka değerini arttırma çalışmalarına bir yenisi daha eklendi. TFF'den yayınlanan bildiriye göre başta yöneticiler, teknik adamlar ve futbolcular olmak üzere Spor Toto Süper Lig'in tüm paydaşları futbolumuzdaki rekabeti aşağı çekecek ifade ve demeçlerden kaçınacaklar.

Medyaya dağıtılan bildiride "rekabeti arttırmak" amacıyla getirilen yasaklar örnekleriyle detaylı biçimde anlatıldı:

"Valla takım olarak zevk veren bir futbol oynuyoruz" YANLIŞ!
Kime neye zevk veriyorsun? Rakip takıma veya rakip takımın rakibi olup gözü bu maçta olan yöneticilere mi zevk veriyorsun?
"Yönetimimize ve taraftarımıza zevk veren bir futbol oynuyoruz" DOĞRU!

"Buraya puan veya puanlar almaya geldik" YANLIŞ!
Beraberlikten çıkarın ne? Neden öncelikle maçı kazanmayı hedeflemiyorsun? Birisi berabere kalman için telkinde mi bulundu?
"Buraya ne kadar puan varsa hepsini almaya geldik" DOĞRU!

"Kadıköy'deki maçlar her zaman zorlu geçer" YANLIŞ!
Ne biliyosun zorlanacağını? Yoksa maça asılmayacak mısın? Hatta "geçer" diyerek gelecek seneki maçı da kaybetmek için şimdiden altyapı mı hazırlıyorsun? 
"Bize zor maç yok, valla billa yeneceğiz" DOĞRU!

"Hocam görev verirse elimden geleni yapmaya hazırım" YANLIŞ!
Senin hocana çanta gitmediği ne malum! Hocan "kenarda gezin" diye görev verirse onu da yapacak mısın? Hem niye sadece elinden geleni yapıyorsun?
"Bugün herşey pahasına saha çıkıp, alayını si........" DOĞRU!

"Sonuçta onlar da bizim arkadaşımız, hepimiz ekmeğimizi futboldan kazanıyoruz" YANLIŞ!
Arkadaş arkadaşa takılın öyleyse! Senin ekmeğini yayıncı kuruluş veriyor, millet arkadaşlık görmek isteseydi ComedyMAX'ı açar Friends izlerdi.
"Sahada arkadaşlık biter; babamı bile tanımam şerefsizim!" DOĞRU!

"Bugün şanssızdık, bazen olmayınca olmuyor" YANLIŞ!
Sen hem maçı kaybet sonra da bütün suç şanssızlıkta. Taraftara "şans" diyerek inandıramazsın, taraftarın "olacak başka yolu yok" dediği yerde "olmayınca olmuyor" diyemezsin. Taraftar sahadaki mücadeleye şüpheyle bakmamalı, inanmalı!
"Ekmek musaf çarpsın oynadık. Allah belamı versin olmadı" DOĞRU!

"Bundan sonra önümüzdeki maçlara bakacağız" YANLIŞ!
Bir sonraki haftanın rakip yöneticilerine sinyal mi çakıyorsun? Yoksa emniyete "önümüzdeki 5 maçın skoru da böyle olacak" diye tüyo mu veriyorsun? Şikeci misin sen? İddaa mı oynuyorsun?
"Haftaya kimle oynuyoruz bilmiyorum" DOĞRU!

"Öncelikle stüdyodaki Rıdvan Hoca'ma selam söylüyorum" YANLIŞ!
Oldu olacak Metris'teki başkanlara, teknik adamlara falan da selam söyle! Sen kimin adamısın? Kimden yana gözükmeye çalışıyorsun? Çete? Örgüt? Akıllanmadınız mı hala?
"Sayın Cumhurbaşkanım, Başbakanım, saygıdeğer milletvekilleri, değerli büyüklerim, muhterem medya mensupları, yurttaşlar...." DOĞRU! 

8 Eylül 2011 Perşembe

Müthiş Bir Tape Ele Geçirdik, Ama Çözemedik :(

İşte teknolojinin çaresiz kaldığı ses kaydı
3 Temmuz'da temiz kramponlar süsü verilerek başlayan ama sadece Fenerbahçe’yi ve başkanını hedef alan süreçte en çok sesi çıkan iki kişinin şok ses kaydı ele geçirildi, daha doğrusu Deli Kanarya ele geçirdi. Mehmet Baransu ve Razim Ozan Kütahyalı adındaki acar gasteci ve muhbir.. ay, muhabirlerin birbirleri arasında yaptığı bu konuşmanın birçok gerçeği ortaya çıkarması bekleniyordu…ki, aslında bi halt çıkarmadı. Bunun sebebi, bahsedilen iki kişinin ses düzeyleri, konuşma tarzları, bağırırsam haklıyım modundaki üslubuydu ve bu durum herhangi bir analizi imkansız kıldı… Deli Kanarya yine de işin üzerine gitti ve bu ses kaydını Amerika’nın bütün CSI birimlerine gönderdi. Uzmanların uzun süren uğraşlarına ve tüm üstün teknoloji olanaklarına karşın bant çözülemedi… Aşağıda Amerikalı uzmanların başladığı ama çaresiz kalıp bitiremedikleri çözümlemeyi yayınlıyoruz…

MB – Eeehooouuy… (?)
ROK – Deeelllloooureeeyyyy ooobbaa!..  (?)
MB – Hee mmğğğlewssşşşştttoooo…  (?)
ROK – Huleeaaafff.. booohhiieeaaa… (?)

Bu noktadan sonra uzmanların çözümlemeyi bıraktığı anlaşılıyor. Kısa açıklamalarında ise “biz böyle bir şey görmedik. Gergedan ve denizanası dahil tabiattaki bütün varlıkların haberleşme dilini çözdük ama bu sesleri asla ve asla sınıflandıramıyoruz. Bizden bu kadar, alın tapenizi gidin…” dediler.

2 Eylül 2011 Cuma

Spor Medyası A.G.D.

3 Temmuz'dan bugüne "ulan en sansasyonel haberi ben yapmazsam s.ksinler" heyecanıyla oradan oraya koşturan, önce emniyet-hastane-adliye üçgeninde çapraz koşular yapan, sonrasında TFF-UEFA istasyonları arasında depar çalışmalarına katılan ve bulduğu(!) ipuçları yardımıyla tohumları fidana, fidanları ağaca, ağaçları ormana dönüştüren üretken spor medyamız malzemenin bittiği gün A.G.D. moduna geçmiştir. Geçmiş olsun!

Bugün Hürriyet'in yapmış olduğu şu haber ibretliktir:

Hürriyet internet sitesinin ana sayfasında "F.Bahçeliler Çok Kızacak" linkine "haydaaa! yine ne oldu lannn!?" duygusuyla tıkladığımızda yukarıdaki habercilik şahaseri ile karşılaşıyoruz.

Koskoca Hürriyet'te malzeme bitmiş, futbolmedyasi.com'dan haber yapıyorlar. Olabilir elbette, orijinal bir haberse neden olmasın. Beklenti buysa alası için bize de bekleriz, deli-kanarya'dan da haber yapsınlar...

Lütfen, Allah'ını seven bize yardım etsin. Biz okuduk okuduk, ne başlıkta iddia edildiği üzere "kızacak" birşey bulabildik, ne de ilk paragrafta vaadedildiği üzere "ilginç açıklamalar" okuyabildik.

Deli-Kanarya okurlarının yardımını bekliyoruz... Bu haberde neye kızdınız bizimle paylaşır mısınız? 

18 Ağustos 2011 Perşembe

Madem Sordun, Cevap Verelim!

3 Temmuz'dan beri hedef aldığı kişileri polisten önce gözaltına alan, savcıdan önce sorgulayan, hakimden önce yargılayan ve cezasını kesen bir medya grubumuz var. "Şunları içeri alın", "şu kayıtları, şu olayları sorun", "şu cezaları verin" tonunda çevreye talimat yağdıran bu gazetelerimiz, TFF herkesin öngördüğü ama bu gazetelerin inanmak istemediği kararı verince manşetten isyan ettiler. İşte size ertesi günün Fotomaç'ı... Tıpkı Fotospor'un yaptığı soru sormak istemişler ve yazmışlar "Kafalarda yeni soru işaretleri oluştu". Ee olmuş mu? Bizce olmamış...
Fotomaç az bi bak canım!!!
Kafasında soru işareti olan adamın (bu adam şaşıran halkı temsil ediyor olmalı) etrafına 15 konuşma balonu koymuşsunuz, bunların sadece 6'sı soru cümlesi, 9 tanesi sizin yorumunuz. Savcıya, polise söyletmek istedikleriniz gibi vatandaşa söyletmek istediğiniz cümleler bunlar: "eyyam yaptılar", "teslim oldular", "uefa bizi yakacak", "kamu vicdanı yaralandı", vb. Deli Kanarya sizin gibilerin aklından geçenlerin şakasını yapmıştı zaten: Bir Kısım Medya

Madem sordunuz, cevap verelim!
Yorumlar sizin yorumunuz, herkes fikrinde özgür, onlara birşey demiyoruz. Ama halkımız şaşkınsa ve (güya) sorular soruyorsa biz de bu 6 soruyu kendimizce cevaplamak isteriz.

"Karar çıkmayacaktı, neden ligi ertelediniz?"
Siz sadece Fenerbahçe'nin düşürülmesini karar kabul ettiğiniz için 1 ay da geçse 1 sene de geçse hala karar çıkmadı zannedeceksiniz. Sorun sizin sorununuz.

"Savunma alınmadan ceza verilemeyeceği belli değil miydi? O halde neden haftalarca inceleme yapıldı?"

Fotomaçım! Güzel kardeşim! Siz öyle yayınlar yaptınız ki, bütün Türkiye dosyaları gördüğümüz anda, para sayan insan fotoğrafları, alanen şike görüşmeleri, "aldım, saydım, maçı sattım" formatında açık açık itiraflar bulacağını zannetti.

"O zaman Beşiktaş kupayı niye geri verdi?"

Hakikaten niye geri verdiler? Bu davranışı ayakta alkışlamıştınız; bi sorun bakalım onlara, belki mantıklı bir açıklaması vardır.

"Kırmızı kart gören bundan sonra mahkemeye mi gidecek?"

Olur mu canım hiç! Siz 5 açıdan çekilmiş fotoğrafları yayınlar, dudak okuma marifetiyle futbolcunun hakemle diyaloğunun dökümünü yapar, PFDK'ya sunarsınız. Sizden ala mahkeme mi var?

“Polis kayıtlarındaki pazarlıklar, şifreli konuşmalar belge değil mi? Yoksa hepsi uydurma mıydı?”

Uydurma değildir elbette. Böyle ciddi bir soruşturmaya "uydurma", "hayal mahsülü" vb. kelimeler hiç yakışmıyor. Mesela Deli Kanarya’nın da elinde kayıtlar var: Baltacı Dosyası

Altıncı ve son soru...

“Eee n’oldu şimdi?”
En güzel soru bu! En keyifli cevap da bu...
Evet Fotomaç, vatandaş sana soruyor, hele bi cevap ver! N’oldu şimdi?

16 Ağustos 2011 Salı

Bir Kısım Medyanın Göbeğinden Bildiriyoruz

Deli Kanarya azmetti, bir kısım medyanın göbeğine girdi

Ulan dedik, Fenerbahçe'yi linç edenler kimler, o yazıları kim yazıyo, kim Fenerbahçe düşsün bir milyar borcum olsun diye kıçını yırtıyo? Merak ettik, gidip baktık... Biz de zannediyorduk ki, medya maymunu denen şey sadece bir deyim, bir benzetme... Aha da değilmiş...

14 Ağustos 2011 Pazar

Ne Yazacaklarını Biliyorduk... Gülerek Okuduk...

Doldolcu medyamız, şikenin sözde delillerinin gerçekliğine kanıt olarak, bazı emniyet mensuplarının "maç sonuçlarını oynanmadan biliyorduk, herkes heyecan içinde seyrederken, biz olan bitene gülüyorduk" dediğini iddia etmişlerdi.


Deli Kanarya maç sonuçlarını bilmiyor (zaten bilsek polis, savcı mı oluruz, iddaa'dan malı götürür, premier lig'den takım alırız) ama kimin ne olduğunu çok iyi biliyor.


Tarih: 14 Ağustos Saat: 09:00-09:30 arası, "ajanslar" sözbirliği etmişçesine sözde deliller yetmedi vurgusunu yaparken, başka birileri haber vermek yerine propagandayı sürdürüyorlar.


Ne yazacağınızı biliyoruz, gülerek okumaya devam edeceğiz :)


Aynı gün, aynı saat...
Not: Sabah Gastesinin kaynağına dikkat edin... Takvim... "Bu haberi nereden çıkardın?" diye sorsanız, "Takvim'den aldık" diyecekler... BOOOOOOZAAAAAAA!!