6 Ekim 2011 Perşembe

Başkanın Yoğun Gündemi ve Vayzmenn

- Gelebilir miyim?
- Gel kızım gel...

- Abi ben müsadenle kalkayım.
- Ya otur ya...
- Yok abi, gelirim yine. Bizim cumhuriyetçi parti ilçe başkanının oğlunun vaftizi var da oraya gideceğim.
-Peki selam söyle,uğrarım belki ben de.

-Evet kızım neler var? Sen yeni misin?
-Evet efendim.
-Hangi okul?
-Marsilya 2.Lui Üniversitesi ön büro ve yönetici asistanlığı.
-Marsilya'yı da Marsilyalı'yı da severim. Evet arayan soran, söyle bakalım.

Marsilyalı !
- Efendim, Türkiye'den Latif bey aradı, "Fenerbahçe'ye 5 yıl ceza" haberine teşekkür ediyor, lokum göndermiş.
- Dişime yapışıyor, hademelere dağıtın. Başka?

- Efendim bir bey aradı adını yazamadım, çok şakacı, nüktedan falan.
- Hah anladım, ne istiyor?
- Trabzon'a 5 yıl ceza gelebilir haberine çok içerlemiş, "biz ne yaptık? ne kusurumuz oldu?" diyor.
- Ya lafın gelişi söyledik, amma hassas bunlar da ya. Başka?
- Bir de "Fenerbahçe'nin yerine bizim basketçileri EUROLEAGUE'e aldırır mısınız?" diyor.
- Yok e....Ali Sami! Ben ne karışırım o işe! Bunlar bir kere yüz buldu ya...Başka ?

- Gasssaray'dan büyük bir zarf geldi.
- Neler var ?
- Efendim bolca gazete haberi, GS Uefa kupasını aldı var, Fenerbahçe-Aydınspor 1-6 gazetesini yollamışlar. Bir de balıkçı fotoğrafı var.
- Kimmiş lan bu?
- Efendim bu Afirkalı bir balıkçıymış,Hasan Şaş ve Ergün Pembe'yi tanıyormuş.
- Biz bunlara parça başına para ödüyoruz ya, bunlar da sürekli şişirme haberler yolluyor. O para sayma görüntüsü vardı, söz vermişlerdi onu yollasınlar önce... Başka?

- Gazeteci... aradı "Yobo Sınırdışı edilecek " haberi için teşekkür ediyor..
- Şu arkada "Stoch asker kaçağı" dosyası var, onu yollayın bugün. Başka?

- İtalya federasyon başkanı aradı.Bizde de o kadar şike oldu, bir gün bile  ilgilenmedi, dargınım ona diyor.
- Boş ver onu... Fenerbahçe taraftarından tepkiler falan nasıl?
- Aynı ,pompaya devam.. Şey yani genelde olumsuz... Bir de bu vayzmenn vardı hani twitter'a girerse haberim olsun demiştiniz. Dün girmiş efendim.
- Hah şimdi ... yedik! Hemen follow edin, her adımını öğrenmek istiyorum.

- Bu kadar efendim.
- 75 C mi ,yoksa 80 A mı ?
- Anlamadım ? ....Ovv Micheeeel  :-)

5 Ekim 2011 Çarşamba

Dikkat! Hamsi Mevsimi

En azılı parazitlere taş çıkarırcasına başınıza musallat olmuş hamsiler mi var? Tam onların mevsimi...


Gece gündüz "onu isterim", "bunu isterim" vızıltısıyla sizi rahatsız mı ediyorlar? Tam onların tarzı...


Onlardan kolay kurtulamazsınız, onlara her yer hamsi yuvası...


Hamsi deyip geçmeyin! Tavaya da, ızgaraya da, buğlamaya da gelmiyorsa, sıkın ilacı gitsin.


Eczanelerde ve marketlerde, mutlaka isteyiniz.


1 kutu - 8,50 TL
3 kutu - 20,00 TL (indirimli)


Bunu alan bunları da aldı:

4 Ekim 2011 Salı

Lords Of Football

Onlar gücün tek sahipleri... Yoldan çıkmış Azizlerin büyüsüyle kirletilmiş futbolu temizlemek için, Yıldırımlarla mücadele etmek için, tanrılar onları seçti...  Onlar futbolun efendileri... 


MALLY AYDINLORD


Göllerin, göklerin, gözlerin ve diğer bütün gö.lerin efendisi. Tefefentis ordusunun başkomutanı. Bademium'un hükümdarı. İktidar sahibi, yüce lider. Yıldo'dan sonra gelmiş geçmiş en beyaz saçlı prens. Eski Fenerion'lu, şimdi vatansız.


Mottosu: "Düşünüyoruz, taşınıyoruz, en doğru kararı vermek için emin olun 7/24 kaşınıyoruz"


Özel yetenekleri: Işık hızıyla hareket eder, bir bakmışsınız aday değil, bir bakmışsınız koltukta oturuyor. Yüksek hızda karar alır; 3 nanosaniye içerisinde birbirine zıt 5 farklı karar alabilir. Bademium'da emrindeki hekimlerin eşsiz iksirleriyle cansıza can verir, canlının canını alır. Bi de parasını alır. 


Zayıf yönleri: Yardımcısı Lütfüs'ün etkisi altındadır. Frankonya hükümdarı Platiner'den çok korkar ve sözünden çıkmaz. Platiner karşısında en büyük güvencesi Lütfüs'ün diplomatik yetenekleridir, ancak içerideki hainin farkında değildir. Savcius ve Hüquemeth'ten ödü kopar.


LORD HAMSEE


Alıkların ve balıkların efendisi. Sempatik, medyatik, hiperplastik, bumbastik Kuzey Kralı. Müzmin mazlum, daimi hak arayıcı. 


Mottosu: "O bizim hakkımız. O da bizim hakkımız, şu da. Hee onlar da..."


Özel yetenekleri: Ağlarken güldürür, güldürürken düşündürür. Yüksek talep gücüne sahiptir; her şartta, her konuda talepkar olabilir. 


Zayıf yönleri: Bünyesindeki fosfor fazlası nedeniyle sürekli hayal görür. Fenerion'u alt ettiğini tarih yazmamaktadır, ama o ve onlar tüm benlikleriyle inanır.


İMPARATOR FATER


Gazzaray İmparatoru. Floransa Prensi. Milano Kontu. Adana Kaymakamı. Aslan Kral. Hırs küpü, piknik tüpü. Motivasyoner şahsiyet, karizmatik pompa.


Mottosu: "Every times something happens, what can I do?"


Özel yetenekler: Sevgisiyle döver. İkna edici alt dudak hareketlerine sahiptir, alt dudak uzadıkça tanrılaşır. Her sözü düstur kabul edilir. Duruma göre süper esnek, sümüksü ve jölemsi bir formda pozisyon alır. Milli orduya asker vermeye bayılır, ölür.


Zayıf yönleri: Haşaaa, kusursuzdur. Askerlerini çiğ etle beslemesi tek eleştirisi konusudur. Bi de beyazlaşan göğüs kılları. Ha bi de göbek mi o?


KOCA HERMANTOR


Evrenin hakimi, hakemi, haseti. Eyyami'lerin şahı, şeyhi, ruhani lideri. Knights of Kabzimal'ın son temsilcisi.


Mottosu: "Arkadaş bak. Bak arkadaş. Arkadaş! Bak bak bak. Yaa işte bu. Yaaaani!"


Özel yetenekleri: Muazzam icat yeteneği, kutsal kitaba getirdiği "penaltı gibi penaltı" ve "sarı buçuk" yorumları. Kalın zırhının altında kara'ya ak, ak'a kara, bok'a mama diyebilme esnekliği. 


Zayıf yönleri: Kalkanı ve zırhı çok güçlüdür ama gözü zayıf noktasıdır. Ancak gözlük yardımıyla koruyabildiği gözünün geçmişteki "hakeme gözlük, eline sözlük, saçına tarak, ......." savaşında hasar gördüğü tahmin edilmektedir. 

30 Eylül 2011 Cuma

Belen Rodrigez Trabzon'da !

-Belen Hanım,Türkiye'ye geleceğiniz yönündeki haberler alt yazı olarak tüm kanallardan geçti.
-Evet,çok yakında futbolun beşiği Trabzon'da olacağım.

-Sürpriz bir karar oldu sanırız.
-Öyle de denebilir.TFF'nin bayanları maçlara bedava alacağını GS'lı yönetici dostlarımız önceden haber vermişti.Birikmiş millerimle bilet alıp bu fırsatı değerlendirmek istedim.Geçen yıl yaptırdığım Teofilo forması ile geliyorum...

-Trabzonlu taraftarlara bir mesajınız var mı ?
-Karadeniz'in süsü,ne güzelsin Beşikdüzü !

-Oww ,Nefis! Kucakta taşınırsınız şehre...

29 Eylül 2011 Perşembe

Ocak'ta Baros Gidiyor, Bocéghi Geliyor

Elmander'i forvet arkasında değerlendirmek isteyen, Sercan Yıldırım'ın iniş çıkışlı performansına güvenemeyen ve Milan Baros'tan da istediği verimi alamayan deneyimli teknik adam Fatih Terim rotasını Fransa'ya çevirdi. Kulübe yakın çevrelerden alınan bilgiye göre Galatasaray'ın Fransız golcü Boque Bocéghi ile anlaşması an meselesi.
Yöneticilerin Boque Bocéghi'nin videolarını izlediği ve top kontrolüne hayran kaldıkları belirtiliyor. İsminin açıklanmasını istemeyen bir yönetici mikrofonlarımıza "Nasıl anlatsam? Sabri'nin 8 ayaklısı, Melo'nun daha Alex gibisi , karakter olarak Fatih Hocamızın tam aradığı tipte biri, topla yapabildiklerine ve top kaybetmeme hırsına inanamayacaksınız." açıklamasını yaptı.

Fransız L'equipe Gazetesi'ne göre de Paris'te yaşayan 816 kişilik ailesini İstanbul'a taşınmaya ikna ettiği takdirde Bocéghi'nin Galatasaray'a gelmesine kesin gözüyle bakılıyor.

GS Açıkladı: TOKİ Arena Çatısında Sorun Yok

Bugün medyada yer alan TOKİ  ARENA 'nın çatısının kulübümüzce kapatılmayacağı yolundaki haberler gerçeği yansıtmamaktadır.

ISO 9009 ve IFFHS A++ standartları çercevesinde daha önce ASY SPOR KOMPLEX'inin kale arkası (halk arasında eski açık diye de bilinen) bölümün de çatısını yapan deneyimli İdris Usta ile görüşmelere başladığımızı borsaya bildirdik.




Elbette ağır bir çatının deprem ve rüzgarda yaratacağı zararlar göz önüne alındı. Elbette ince hesaplar yapıldı.

Dünyada ilk defa, doğayla uyumlu organik ve volkanik taşlarla bezenmiş, gerektiğinde kolayca açılıp gerektiğinde yine kolayca kapanan, statik olarak stata en az ağırlığı yükleyecek, kuş sıçarsa da rahatlıkla temizlenebilecek bir model TOKİ ARENA çatısına uygulanacaktır.

Çatıdaki İdris Usta'nın oğludur

28 Eylül 2011 Çarşamba

Platini Türkiye'ye Gelmiyor, Neden?

Yer: Paris'te bir psikiyatri kliniği
Tarih: 26 Eylül 2011, Pazartesi

DR: Mösyö Platini hoşgeldiniz! Bu ne şeref, buyrun buyrun.
MP: İyi değilim doktor.

DR: Neden efendim, neyiniz var, dinliyorum.
MP: Kabuslar...

DR: Anlatın lütfen.
MP: Terlikler var, kocaman terlikler, peşimden geliyorlar...

DR: Korkutuyorlar mı sizi?
MP: Esasında gülüyor terlikler, gülümseyen sevimli terlikler bunlar.

DR: Sevimli terlikler, hmmm.
MP: Ama beni korkutuyorlar, sürekli peşimdeler.

DR: Bilinçaltının yaramazlıkları, ha ha haaa çözeriz hemen.
MP: Ne gibi?

DR: Çocukken anneniz poponuza terlikle vuruyordu değil mi?
MP: Yooo, asla!

DR: Babanız sizi terlikle dövüyordu o zaman poponuza poponuza, doğru mu?
MP: Babam mı, hayır hiç dövmedi beni.

DR: Bakın Mösyö Platini, peşinizden gelen terlikler diyorsunuz, psikanalitik olarak poponuzla bir ilişkisi olmalı.
MP: Popomla?!

DR: Evet! Gözlerinizi kapatıp kabusunuza odaklanın ne görüyorsunuz?
MP: Sarı terlikler var. Gülüyorlar. Bir sürü terlik. Şey takım elbise var üzerimde.

DR: Kendinizi görmeniz çok güzel, anlatın bana neredesiniz?
MP: Burası şey! Evet evet burayı hatırlıyorum, burası Fenerium!!!!

DR: Fenerium?
MP: Evet Fenerium burası.. Lanet olası Fenerbahçe’nin mağazası.

DR: Anlatın bana, devam edin. Fenerbahçe dediniz oradan devam edin...
MP: Fenerbahçe’liler benden nefret ediyorlar.

DR: Size birşey yapmalarından mı korkuyorsunuz?
MP: Bilmiyorum! Bilmiyorum! Çok terlik var...

DR: Terlikler! Evet! Mösyö Platini lütfen gözlerinizi açın.
MP: Neyim var doktor?

DR: Mösyö, siz derin biçimde Fenerbahçelilerin poponuza birşey yapmasından korkuyorsunuz.
MP: Ne yapmalıyım?

DR: Onlardan uzak durun.
MP: Türkiye’nin milli maçına gitmeyeyim mi?
DR: Hayır! Sakın! Ancak, o zaman zihninizdeki bu terliklerden kurtulabilirsiniz. Popo önemli, ha haa haa..
MP: Teşekkürler doktor, sizi dinleyeceğim.

DR: Bi de ufak bir reçete yazıyorum.
MP: O nedir?

DR: Krem...
MP: Niye?

DR: N’olur n’olmaz. Fransa'da da Fenerbahçeli vardır di mi?

Aaa rüya değilmiş... Eee popo konusu ne o zaman?!?

27 Eylül 2011 Salı

Dear Kobe

FT: Kobe, you're big. Big players are easy than the other players. During the games, before the games. You're NBA, big chances, big okazyons. Every times something happens. It'z the basketball, that'z the basketball, what can I do? Football one goal OK, basketball fifty points not OK, right? When you look at the tabela hundred points more. Hehh! I don't want to see the back. I want to see the front. Understand?

KB: Alright, coach!

FT: Ulan, koç diyen ağzını yerim koçum benim! Azcık kısa olsaydın yeminlen Müfit gibi sevgiden pataklardım seni, kerata!

Liberal İdman Yurdu

Onbeş günde bir eve temizliğe gelen teyzenin kirli sepetinden çıkardığı kıyafetleri çamaşır makinesine tıkıştırma telaşıyla aynı şekilde, gözaltıyla içeri atılan her kişiyle birşeylerin temizlendiğine inanan liberal medyamızın sadece futbolun temizlenmesiyle ilgilenmediği ve futbola ilgisinin doruğa ulaştığı bir gündem hayal ettik...

Bu adamlar malum soruşturmanın sonucunda sadece adli işlerden değil, futboldan da anladıklarını iddia etmeye başlarlarsa başımıza neler gelir? Hangi "liberal futbol" fikirleriyle karşımıza çıkarlar? Birlikte bakalım...

Ceza Sahası Kalksın
Kalecilerin topu elle tutabilme hakkının kesin çizgilerle kısıtlanması en basit ifadeyle bireysel özgürlüklerin kısıtlanması olup, son derece sakıncalıdır. Ceza sahası çizgileri kaldırılmalı, kalecinin kalesinden fazla uzaklaşıp uzaklaşmadığı özgür ve demokratik hakemlerin inisiyatifinde olmalıdır. Ceza sahasının kalması konusunda ısrarcı olunuyorsa, reform yapılmalı ve en azından köşeleri yumuşatılarak oval hale getirilmelidir.

Top Sayısı Serbest Bırakılmalı
Oyunun tek topla oynanması, serbest piyasa şartlarına aykırı bir uygulama olup, saha içerisinde tekelci anlayışın semirmesine sebep olmaktadır. Takımlar ekonomik güçlerine orantılı olarak sahaya diledikleri kadar topla çıkabilmelidir. Futbolun ürünü goldür, top da üretim aracıdır. Üretim araçları üzerinde merkezi otorite kurmak Sovyetler Birliği'yle birlikte tarihe karışmıştır. Modern toplumlar, bir takımın aynı anda hem sağdan hem soldan atak geliştirebildiği, bu esnada ortadan da şut hatta şutlar attığı günleri hayal ediyorlar. Sadece 1 topla bunları yapamazsınız.

Neden 11 Kişi?
Siz hiç rakip marketler aynı sayıda kasiyer, kasap çalıştırsın veya rakip bankaların aynı sayıda şubesi olsun, her şubede de aynı sayıda memuru olsun diye bir kural duydunuz mu? Sahadaki takımların 11 kişiyle sınırlandırılması rekabet içinmiş gibi gösterilen ama rekabetin önündeki en önemli engeldir. Takımlar, maaşlarını ödeyebildikleri ve karlılık hedefini tutturabildikleri oranda istedikleri büyüklükte bir kadroyu sahaya sürebilmelidir. Sahaya daha az kaliteli ama daha çok futbolcuyla mı çıkmak iyidir, yoksa daha kaliteki ama daha az sayıda futbolcu mu başarıyı getirir, bu karar takımın stratejik inisiyatifine bırakılmalıdır.

Forma, Üniforma Devri Bitti
Zaten futbol takımlarının gelir arttırmak amacıyla turkuaz, turuncu, pempe, mor, gri, anrasit vb. formalar ürettirdiği ve giydiği bir dönemdeyiz. Futbolseverleri 3-4 model ve 2-3 renk kombinasyonu içine hapsetmenin mantığını anlayabilmiş değiliz. Komünist rejimlerin tekdüzeliğinden kurtulmanın zamanı çoktan gelmiştir. Paris modasının, Milano esintilerinin yeşil sahalara egemen olduğu, her futbolcunun özgün tarzını ortaya koyabildiği, diğer bir takım arkadaşıyla aynı giyinmeyeceği cıvıltılı bir dönemin özlemi içindeyiz.

Sarı ve Kırmızı Kart Yetmez, Ara Tonlar İstiyoruz
Herşey siyah veya beyaz, 1 veya 0, evet veya hayır değildir; yaşamda griler, 0.5'ler, belkiler vardır. Futbol kadar zengin bir oyundaki kuraldışı hareketleri şunlar sarı kartlık, bunlar da kırmızı kartlık diye kesin çizgilerle ikiye bölmek düpedüz çağdışılıktır. Hakemin sarı kart vermeyeceği ama uyarmak istediği hareketler için "bej kart", kırmızı verilemeyecek ama ciddi hareketler için "turanj kar", kırmızının bile yetmediği birkaç maç ceza gerektirebilecek hareketler için "bordo kart" uygulaması derhal başlatılmalıdır.

Fikstür Saçmalığına Son!
Kimin kimle rekabet edeceğinin merkezi bir otorite tarafından belirlendiği bir düzen ne Marx'ın ne de Lenin'in aklına gelmiştir. Ama ne gariptir ki futbol federasyonları dünyanın her yerinde bu batağın içinde debelenmektedir. Takımlar o hafta kiminle oynayacağı konusunda serbest bırakılmalıdır. Puan kazanma ihtimali varken hiçbir takım o haftayı boş geçmek istemeyecektir. Dolayısıyla her hafta her takımın maç yapması doğal süreç içerisinde garantilenmiştir. Ayrıca, rekabet edemeyeceğini bildiği için büyük takımlarla maç yapmak istemeyecek küçük takımlar nedeniyle büyük takımlar birbirileriyle oynamak zorunda kalacaklar ve taraftarlar, her sezon birkaç derbi seyretmek yerine onlarca derbi seyredecekleri sezonlar yaşayacaktır.

YETER! FUTBOLU ÖZGÜR BIRAKIN!

Platini'ye Destek !

Dert etme Pampa
- Ya, bu Fenerliler şimdi de mahkemeye vermişler beni. Türkiye'ye gelme diyorlarmış... Gelirsen çok fena yapcez, her Fenerbahçe kart sahibi bir tur "merhaba platini" diyecek diyorlarmış... O merhaba şey anlamında yani...

- D'accord d'accord. Ben şimdi başkanı arar konuşurum. Sıkma canınını. Halleder. Onun botoksçusu benim hanımın orta okuldan sıra arkadaşı.

- S'il vous plait... Çok iyi olur cumhurbaşkanım ya... Sabahtan beri sadece 2 kuruvasanla duruyorum, çok moralim bozuk.

- Merak etme,Türkiye'nin dörtte üçü bizimle... Lillie ile konuştun mu, sorun var mı?

- Yok rahatız rahatız, merak etmeyin.